30/11/2009 - 2012 de dünya
Dünya
belirgin bir değişim yaşıyor. Belki Maya'ların 21 Aralık 2012 fenomeni
ile de ilişkilendirilebilecek bu oluşumlar şuan bilmediğimiz veya
farkında olmadığımız bir olay için zemin hazırlıyor olabilir. Artık biz
insanlarda sık sık değişen, alışık olmadığımız hava koşullarına,
sellere, ani bastıran şiddetli soğuklara karşı, neler oluyor? Hiç böyle
olmamıştı gibi söylemlerle tepkiler vermeye başladık.
Gerçektende neler oluyor dünya'mıza? Neler olabileceğine bakmadan önce gelin değişimi düşündüren olaylara bakalım.
MAYA KEHANETİ Bu
konuyu yazarken amacımız insanları korkutmak ve karamsarlığa sürüklemek
değil, şuan pek çok bilim adamının kafasını meşgul eden bir konuyla
ilgili sizlerinde haberdar olmanızı sağlamaktır. Felaket tellallığından
öte, eğer bir felaket gerçekleşecekse, buna hazırlıklı olmak amaçtır.
Çünkü, medeniyetimizi devam ettirmek her türlü amacın üzerindedir.
Bireysel düşünmeyi bir kenara bırakıp, toplum olarak ortak
değerlerimizi ön plana taşımalıyız. Bu illa bir felaket olacak diye
değil, yaşam kalitemizi arttırmak ve gerçekten "torunlarımıza"
yaşanabilir bir medeniyet bırakmak içinde gerekli. Bu noktadan
hareketle neden 2012 sorusunun cevabını ele alalım.Aslında tam olarak
21 Aralık 2012 (veya bazılarına göre 22 Aralık) tarihi ve sonrası
olarak ifade edilen fenomenin çıkış noktası eski bir Güney Amerika
medeniyeti olan Maya'ların kullandığı takvim sistemidir. Özellikle
1990'lardan sonra gelişim gösteren bu konu hakkında en ciddi
araştırmalardan birini Amerikalı araştırmacı John Major Jenkins yapmış
ve bunu 1997 yılında yayınladığı "Maya Cosmogenesis 2012" isimli
kitapta ortaya koymuştu. Şimdi ayrıntılarıyla inceleyelim.
Maya Takvimi Mayalar
şaşırtıcı bir astronomi bilgisine sahip bir medeniyetti. Sadece Güneş,
Ay ve Mars gibi bugün amatör gözlemcilerin dahi gözlemleyebildiği yakın
cisimlerle değil, neredeyse bütün uzak yıldızları, yıldız gruplarını ve
bunların hareketlerini gözlemlemişlerdi. Hatta bu gözlemleri sayesinde
bir yılı bizim bugün süper bilgisayarlarla hesapladığımız süreden
milyonda bir hata payı ile hesaplamışlardı. Zamanı ölçmede hassas
hesaplara ulaşmak için döngülerden ve iki ayrı takvimden
yararlanmışlardı. Bunların ilki, “kutsal takvim” olarak bilinen ve
20’şer günlük 13 aydan oluşan “Tzolkin” (Gün Sayımı) denen döngüdür. Bu
döngü, 13 rakam ve 20 ismin oluşturduğu kombinasyonları içerir ve 260
günlük sürecin bitiş günü “13 Ahau”dur. “Haab” adını taşıyan bir ikinci
takvim, bugün bizim kullandığımız güneş takviminin çok benzeridir ve
yine 20’şer günlük 18 aydan oluşur. “Uinal” olarak adlandırılan bu 20
günlük ayların toplamı 360 gün yapar ve Maya zaman ölçümünde buna “tun”
adı verilir. Normal güneş yılı için gerekli olan 5 artık gün, 5
tanrının adıyla “tun”a eklenir (aynı Mısır ve Sümer’de olduğu gibi!)
Her iki döngünün gün sayıları ancak 52 güneş yılı sonra eşitlenir.
Tzolkin ile Haab’ın bitişleri aynı güne denk gelir yani, Tzolkin’e göre
13 Ahau gününde, Haab da sona ermiştir. Ve diğer döngüleri şu
şekildedir:
GÜN SAYISI İSMİ 1 Kin
20 Uinal
360 Tun
7200 Katun
144000 Baktun
İşte
Mayaların efsanevi “Long Count” yani “Uzun Sayım” dedikleri süreç, 13
Baktun’a eşittir (1.872.000 gün = 5125,36 güneş yılı) Maya tarihinde
“başlangıcı” olarak belirlenmiş noktayı bilmezsek, yukarıdaki hesabı
yapamayız. Bizim takvim sistemimize göre bu an, İsa’nın doğduğu
varsayılan yıldır. Gregoryen takvimimizde biz bu yılı “0” olarak kabul
eder ve öncesini, sonrasını buna göre hesaplarız. Mayalarda da bu
tarihin başlangıcı 0.0.0.0.0 günü olmalıdır; yani herşeyin başlangıç
noktası Arkeolojik bulgular ve Karbon-14 yöntemi yardımıyla yapım
tarihi bizim takvimimize göre büyük bir kesinlikle belirlenen birkaç
tapınakta (İzapa, Chichen Itza ve Monte Alban’da) Maya rahiplerinin,
yapılış tarihini belgeleyen Uzun Sayım tarihleri de bulunmuş ve yanılma
payıyla birlikte Milattan Önce 11 Ağustos 3114 tarihi 0.0.0.0.0 noktası
olarak tespit eidlmiştir. Ve buna göre 13.0.0.0.0 tarihi 21 Aralık 2012
gününe denk gelmektedir.
ÖRNEK “11 . 2 . 5 . 1 . 4 ” “11 baktun, 2 katun, 5 tun, 1 uinal ve 4 kin” -------------------------------------------------------------------------------- 11 x 144.000 + 2 x 7200 + 5 x 360 + 1 x 20 + 4 = 1600224 -------------------------------------------------------------------------------- 1 Güneş yılı = 365,242 1600224 / 365,242 = 4381,27 -------------------------------------------------------------------------------- “11 . 2 . 5 . 1 . 4 ” 4381,27 YIL EDİYOR. --------------------------------------------------------------------------------
O günün özelliği nedir?
Maya
takviminin 21 Aralık 2012'de bitmesinde ne var diye soruyor
olabilirsiniz. Aslında bu tarih tespit edildikten sonra
araştırmacılarında kafasına takılan soru buydu. Ve ilk akla gelende,
astronomide bu kadar ileri bir toplumun bu tarihide bir astronomik
oluşumla ilişkilendirmiş olma olasılığıydı. Bu yönde yapılan
araştırmalar bu fikrin doğru olduğunu ortaya koydu.
Bilindiği
gibi 21 Aralık tarihi yılın en kısa günüdür. John Major Jenkins, 21
Aralık 2012’de gökyüzünde oluşan astronomik konumların, oldukça
sıradışı birleşmelere işaret ediyor. Bunların en önemlisi, gezegenlerin
ve Ay’ın üzerinde hareket ettiği, “Ekliptik” olarak adlandırdığımız
“tutulum çemberi”nin, tam 21 Aralık günü Samanyolu’nun dünyadan görülen
ekvatoral çizgisiyle kesişmesi. Bu kesişmenin, modern astronomik
ölçümlere göre "galaksimizin merkezi” olduğu belirlenen noktada (süper
karadeliklerden biri olduğu düşünülüyor.) gerçekleşmesi, bu tarihi daha
da ilginç kılıyor. Ama daha ilginci, 21 Aralık günü Güneş’in de tam
“gündönümü” sırasında bu noktayla aynı hizaya gelmesi. Astronomik
deyişle “Gündönümü Güneşi”, Ekliptik ile Samanyolu kuşağının “galaksi
merkezi” olduğu belirlenen noktayla aynı hizada kesiştiği koordinata
yerleşiyor. Bu birleşim, Mayalara göre, “Güneşler” olarak
adlandırdıkları devrelerin beşincisinin noktalandığı anı
belirlemekte.Maya kozmogonisine göre, dünyanın geçmişi, 13 Baktun’luk
(aşağı yukarı 5125 yıl) devrelerden oluşur ve bunların her birinin
bitimi, dünya için radikal değişimler ve büyük yenilikler içerir.
İçinde bulunduğumuz devre, Mayalara göre beşinci ve son devredir ve
13.0.0.0.0 tarihinde son bulacaktır. Bizim takvimimize göre sözü edilen
bu tarih, 21 Aralık 2012’ye denk gelmektedir.
Mayaların bugüne
ilişkin öngörüleri,efsaneleri veya kehanetleri ise gerçekten çarpıcı.
Buna geçmeden önce bir bilgiyi daha vermek gerekli. İçinde bulunduğumuz
galaksi milyonlarca yıldıza sahip olmasına rağmen, galaksimizin merkezi
olarak gösterilen nokta yıldız miktarının gayet seyrek olduğu bir
nokta. Yaklaşık 25,800 yılda toplam 4 kere (dünyanın presession süresi)
galaksi merkezimizle,
1- " A door into the heart of space and time will open" , Zamanın ve uzayın kalbindeki kapı açılacak
2- " The cosmos will be reborn or recreated " , Evren yeniden doğacak, yeniden yaratılacak
3-
" We will reach the Zero Point of the process - a moment of collective
spiritual birth " , Döngünün sıfır noktasına erişeceğiz, toplu ruhsal
doğuş anı
4- “…our basic orientations will be inverted. On the
level of human civilization, our basic assumptions and foundation
values will be exposed, and we will have the opportunity to embrace
values long since driven under the surface of our collective
consciousness”
Bizim basit doğamız ters yüz olacak.
Aslında
tek önemli tarih 21 Aralık değil 2012 yılı için. Mayaların astronomi
birikimlerinde , Boğa takımyıldızındaki Pleiades grubunun ayrı bir
önemi var. G Bu yıldız grubunun gökyüzünün tepe noktasından (“Zenith”
noktası) geçişi, Mayalar için önemli bir olaydı ve genellikle Tzolkin
ile Haab’ın son günlerinin çakıştığı 52 yıllık dönemin sonunda
yaşandığı için de fazlasıyla önemsenirdi. Monte Alban’dan İzapa’ya dek
birçok kentte, gökyüzünün tepe noktasını gözlemlemek için hizalanmış
şaftlara sahip yapılar bulunmuştur. Bu gözlem noktalarında başını
yukarı kaldırıp belli bir anda daracık şafttan gökyüzüne bakan
gözlemci, yalnızca Zenith noktasını görürdü. Meksika’nın güneyinde,
İzapa’nın bulunduğu paralel üzerinde Güneş – Pleiades buluşması,
presesyon etkisinden bağımsız olarak her yıl, ilkbahar ekinoksundan 61
gün sonra gerçekleşir. Günümüzde bu tarih, Güneş’in Boğa Burcu’na
girdiği 20 Mayıs tarihine denk gelmektedir. Bu buluşma Zenith’te
gerçekleşirse? Mayıs 2000'deki gezegen dizilimini hatırlayacaksınız.
Ama ondan çok daha önemli birşeyi çoğunluğumuz bilmiyoruz Mayalarca
önemli olduğu yeterince vurgulanan gün, Güneş – Pleiades – Zenith
buluşmasıdır ve bu astronomik olayın gerçekleşme tarihi de 20 Mayıs
2000’dir. Mayalar, 13 Baktun’un hemen öncesine denk gelen bu astronomik
buluşmayı, bir sürecin başlangıcını işaretlemek için kullanmışlardı
Ünlü Kukulkan piramidinin tepesinde, doğrudan Zenith’e yöneltilmiş,
çıngıraklı yılan kuyruğu biçiminde bir sütun yer alır. Çıngıraklı
yılanın kuyruğundaki “çıngırak” işaretleri, Maya kültüründe Pleiades’in
simgesidir. Çıngırağın biraz aşağısında, “Ahau yüzü” olarak
adlandırılan bir kabartma vardır ve bu da, Güneş’i simgelemektedir. Bir
bütün olarak Kukulkan piramidinin tepesindeki şekil, Güneş – Pleiades –
Zenith buluşmasına işaret etmektedir yani.
HIZLANIŞI HİSSEDİYOR MUSUNUZ? Çağların değişimi başladı... Kadim
kehanetler bunu daha önceden bildirmişti. Yerli gelenekler
onurlandırdılar. Dünya içinde gerçekleşen değişimler, uyuma
düzenlerinizi, ilişkilerinizi, bağışıklık sisteminizi düzenleme
yetinizi ve zamanı algılayışınızı etkilemekte. 2000 sene önce
belirtilmiş, bizi bedenimizde olağanüstü değişimleri kabullenmeye
hazırlayan bir inisiyasyon yaşıyoruz. Bu değişim şu anda gerçekleşmekte. Dünyanın
rezonansı (Schumann Resonance) binlerce yıldır 7.4 Hz.’di. 1980li
yıllardan beri 12Hz’e ulaştı. Bu, bugün yaşadığımız 24 saatin eski
zamanda 16 saate eşit olduğunu göstermektedir. Zaman hızlanıyor.
Kutup Değişimi
Bir
grup astrofizik ve jeofizik uzmanının, bilgisayar uzmanlarıyla beraber
yürüttükleri araştırma sonucu sıradışı bir olayın 2012'de başımıza
gelme olasılığı olduğunu ortaya koymuş. Bahsi geçen konu hakkında
bilgisi olmayanlar için izah edersem...
Bildiğiniz gibi Güneş'in
ortalama 11 yıllık periyotlarda (ve son zamanlarda yapılan
araştırmalarda 180 yıl civarında ikinci bir döngü daha var) aktivitesi
zirveye çıkıyor. Kuvvetli patlamalar ve güneş lekeleri bu dönemde en
yoğun zamanında oluyor. Son zirve dönemi 2000-2001 yıllarındaydı. Ancak
bu dönemden bu yana düşüşe geçmesi gereken aktivite tam aksine az
miktarda bir düşüşten sonra yatay bir düzey tutturmuş durumda. Yani bir
sonraki zirve döneminin çok daha şiddetli olabileceğine dair bir işaret
olabilir.
Bir sonraki zirve noktası ise 2012 yılına denk
düşüyor. Yukarıda bahsettiğim araştırmanın da kilit noktası burası.
Eğer bilgisayar ortamında yapılan teorik modellerin sonuçları doğruysa
2012 yılı civarında bizi bir Manyetik Kutup kayması bekliyor. Bu
olay ortalama 200,000 yılda bir gerçekleşen, ancak bir önceki kaymanın
780,000 yıl önce olduğu bilinen bir olay. Mıknatıslardaki güney ile
kuzey'in yer değişmesi olayı kısaca. Ancak bu bir anda başlasa da, bir
günde biten bir olay değil. Manyetik yapının tekrar dengeye gelmesi
ortalama 3000 yıl kadar sürüyor(muş).
Bu olayın nasıl olacağına
dair bulgularda, + ve - kutbun, bu olay başlamadan önce diğer yarı
kürede adacıklar mantığıyla bölgeler oluşturması ve genel manyetik güç
kaybı oluşturması, olduğu tespit edilmiş durumda. Dünya'da ise son 300
yılda genel manyetik kutup %20 oranında zayıflamış durumda. Bu
Antartika ve Güney Amerika’da, yani ozon tabakasının delik olduğu yerde
%40 lara kadar çıkıyor. (yani ozon tabakasının asıl delinme nedeni
olabilir)
Fazla uzatmadan sonuçlandırırsam, bahsi geçen araştırma bu olayın 2012 yılında gerçekleşeceğini ortaya koyuyor. Yani
güneş'in aktivitesinin en güçlü olacağı zamanda bir kutup kayması. Aynı
araştırma sonucuna göre bu olay milyonlarca yıl önce olduğu ortaya
çıkıyor.
Güneş aktivitesi zirvesinde ve Manyetik kutup yer değiştirirse ne olur?
Manyetik
kayma demek, dünyanın manyetosferinin, yani manyetik kalkanının bir
süreliğine kapalı olması demek. Güneş'ten veya uzaydan gelecek her
türlü etkiye açık olacağız demek.
Güneş'ten gelen zararlı ışınlar ve kozmik ışınlar direkt dünya yüzeyine ulaşacak. En basit sonucu milyonlarda kanser vakası.
Diğer
olası sonuçlarından biri, dünyanın manyetik alanı etkin olmayacağından
meteor gibi cisimlerinde yönlerinin dünya tarafından
değiştirilemeyeceği, zam tersi çekileceği olasılığı...
Dünyanın
yer çekimine etkisi tahmin edilememekle beraber, volkanlar,depremler
vs.. gibi olayların zirve yapacağı tahminlerden biri.
EĞER
GERÇEKLEŞİRSE, küresel bir felaket bizi bekliyor demektir... En kötü
senaryoda Tek kurtuluş olasılığı, yüzeyin altında yaşamak veya başka
gezegene gitmek var. 3000 yıl süreyle...
DÜNYANIN DEĞİŞİMİ
Dünyanın
kalp atışı kabul edilen bir elektromanyetik rezonans vardır. 1954 ten
beri bilinip, ölçülen bu değer, bulucusu Alman fizikçi Schumannın
adıyla anılan, Schumann Rezonansı olarak, SR simgesiyle anılır ve Dünya
yüzeyi ile 55km. lik atmosfer sonrasındaki iyonosfer arasındaki bölgede
ölçülmektedir. Dünyanın bu kalp atışı, Güneşin düzenli 11 yıllık
aktivasyon periyotlarına göre periyodik değişimler göstermesine rağmen,
zannedilen o ki güneşin düzen dışı büyük patlamalarından doğan bir
değişim geçirmektedir (Mayaların dediği gibi 2012 de kıyamet Güneşten
gelecek). Bilim tarafından farkedildi ki bu rezonans, bu kalp atışı
dramatik bir biçimde artmakta. Yıllar yılı 7.8 değerini koruyan ve
yıllar içerisinde yükselen bu değer, bugün 12 devir/sn ye ulaşmıştır.
13 devir/sn lik değer zero point olarak anılır ve Dünyanın dönmesi bu
değere ulaştığında duracak ve Dünya tersine dönmeye başlayacak. Ayrıca
Dünyanın manyetik alanı da buna ters orantılı olarak azalmakta ! Son
4000 yıldaki değerler neredeyse son 4 yılda yarıya inmiş durumda !... Ve
bir magnetik tersliğin gelmekte olduğu bildiriliyor. Hatta seller,
fırtınalar ve acayip hava şartları bu sebebe bağlanıyor. Ayrıca bu
artıştaki hızlanma bizde, 24 saatlik bir günü, 16 saat olarak
yaşanıyormuş gibi bir hissediş yaratıyor. Manyetik rezonansın 13
devir/sn. değerine varmasıyla, dönüş yönünü değiştirecek olan Dünyanın,
çok uzun yıllar önce de dönüş yönünü değiştirip bugünkü yönünde dönmeye
başladığı bildiriliyor. Bu değişim ile Dünya tersine dönmeye başlayıp,
Güneşin batıdan doğacağı söyleniyor. Burada bir saplama yapalım 1959
yılına dönelim ve Bedri Ruhselmana gösterilen vizyonda da söylendiği
gibiDünya ekseninin yönünün değişmesi Ayrıca,Büyük Mutasavvıf
Muhiddin-i Arabî ile İnsan-ı Kamîl kitabının yazarı Abdülkerim Ceylî
kıyamet anlatımlarında benzer ifadelerle; Kıyametin bir başka alâmeti
dahi; Güneşin battığı yerden doğmasıdır Bundan sonra tövbe kapısı
kapanır ! Daha önce iman etmemişse, artık bundan sonraki imanı nefse
fayda vermez!.. demişlerdir. Ve bir başka spiritüel mesajda şu ifadeler bulunmaktadır;
Yaşanması
mutlak olan bu devreye ermenize az bir zaman kaldığı ve ufkun batıdan
gelişini mutlulukla karşılamaya hazırlandığınız bu günlerde; yani yakın
olan bu ışık günlerinin arifesinde, insan milletinin hazır olmaya
ihtiyacı vardır.
Aslında herşey bir vibrasyon yayma olayı
olduğundan, en ince ve yüksek frekanslara doğru gelişen yeniçağ yapısı,
kaba, düşük frekanslardan rahatsız eden etkiler almaktadır artık.
Ancak, yüksek anlamlı değerlere, frekanslara daha fazla açılandığı
için, çevreden gelen ses, renk, koku, manyetik alan frekanslarını daha
fark edici, gönül frekanslarına, insan duygularına daha duyarlı, daha
yüksek tatminleri arzulayan ve eski kaba tatminlerden artık zevk
almayan yeni şuur insanı ortaya çıkmaktadır. İnsanın titreşimsel
olarak farklılaşırken, devamlı bir etkileşim içinde olduğu yeryüzü de
titreşimsel olarak değişmekte ve manyetik alanı yeni insana, yeni
yüksek frekans yaşamına uyumlanmaktadır. Ve yüksek insanın yeni dünyası
ortaya çıkmaktadır. Yeni dünyada artık yer almayacak olan ve bunun
insandaki karşılığı endişe, korku olan düşük, alçak frekans tır. İşte
bu oluş döneminde üzerinde en çok çalışılması gereken de, korku ve
endişeye odaklı yaşanmamasıdır
konuyla ilgili çalışan
Yıllardır bu konuyla ilgili çalışan
MOTHER SHIPTON (15. YY.DA YAŞAMIŞ ÜNLÜ İNGİLİZ KADIN KAHİN)
Mother Shipton (Şipton Ana)diyorki:
"Uçaklardan,
denizaltılardan, uydu haberleşmesinden, AIDS ten ve 20. Yüzyıldaki
kadın-erkek davranışlarına kadar herşeyden bahsettikten sonra, ..Ve insanlığa düşünme zamanı verilecek (20. yüzyıla kadar)
*Sonraki
yüzyıl (21.yy.) yaklaşmadan işaretler görülmeyecek;(2007-2010 arası
dönem yaklaşmadan alametler görülmeyecek deniliyor 2007-2010 arası
volkanik patlamalar ve Büyük depremler) dünyanın alt üst olduğu zamanın
geleceği hakkında
(ABD_İNGİLTERE_İSRAİL'in depremle yere batacakları hususu ) İnsan korkuyla titreyecek, o yüzyılda (21.yy.) yaşadığı için.
Yedi gün, yedi gece için, insan korkunç bir görüntü seyrediyor!
İnişler,
çıkışlar aklın ötesinde, dağlar kükremeye başlayacak, depremler
kentleri yutuyor, karalarda tufan, sel suları karalara saldırıyor.
İnsanoğlu, çamur ve batağa gömülüyor. Okyanuslar, kıyıdan yükselecek,
eski kıtalar gidecek, yenileri dirilecek, (Atlantis ve Mu kıtaları
Atlas okyanusunda ve Büyük okyanusda 2011 den itibaren yer yüzüne
çıkacak Avrupa,Afrika ve Asya kıyıları tsunamı dalgaları ile yok
olacak.)kızgın canavar göklerden geçecek Ve uzak bir yerde; Bazı
insanlar, Oh ne kadar az bir grup Dünyada, çok az sayıda insan
kurtuluyor. İnsan ırkı yeniden başlıyor. Ve dünyada kısa bir süre
geçiyor. İnsan unutuyor ve gülüyor, kendisine dönüyor. İnsan hak ettiği
kaderi elde ediyor. k:iremkiz.blogcu.com
|